Get Adobe Flash player

postheadericon “Başımız hala kuma gömülü”

Karşıyaka Belediyesi tarafından düzenlenen “Marmara Depreminden Sonra Başımız Hala Kuma Gömülü” konulu panele ve depreme hazırlık etkinlikliklerine katıldık.

postheadericon 17 yıl geçti herkes Marmara depremini unuttu

DrUlkumenRodoplu17 Ağustos Marmara Depreminin 17. yılında Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Dr. Ülkümen Rodoplu önemli açıklamalar yaptı. “Türkiye’de hiç kimse 25 bin kişinin hayatını kaybettiği Marmara Depreminden gerekli dersler almadı” diyen Rodoplu, “Depremle mücadele konusunda herkes bir şey yapıyor ama hiç kimse elini taşın altına koymuyor” dedi. “Ülkemizde kentlerin ve resmi kurumların bir çoğu depreme dayanıksız” uyarısında bulunan Rodoplu, “Deprem öldürmez, çürük binalar ve yapılar öldürür” uyarısında bulundu.

“Marmara depremi Türkiye’nin deprem gerçeğidir”

“17 Ağustos depreminde hayat kurtarmak için Yalova kent merkezinde enkazdan çıkarılan yaralılara acil müdahale konusunda görev yaptım” diyen Rodoplu, “Deprem gerçeğiyle önce orada, daha sonra da Düzce ve Van Erciş’te tanıştım. Kağıt gibi yıkılan binaların arasından çıkan insanları gördüm. O manzara karşısında Türkiye’nin depreme hazır olmadığını gördüm. Devlet kurumlarının organize olması 48 saat sürdü. Biz derneğimiz olarak gittik. Devlet, zamanında keşke Kocaeli, Gölcük, Yalova’da gerekli önlemleri alsaydı, bu kadar can kaybı olmazdı” diye konuştu.

“Marmara depreminden gerekli dersleri almadık”

Üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen Türkiye’nin deprem konusunda hala aynı yerde saydığını üzülerek söyleyen Rodoplu, “17 Ağustos’tan sonra herkes depremle mücadele etmemiz gerektiğini vurguladı. ‘Gerekirse çarpık kentleşmenin olduğu kentleri yıkıp yeniden yapacağız’ dediler ama sonuç ortada. Depremle mücadele konusunda herkes konuşuyor; kimse bir şey yapmıyor. Depreme hazırlık hep söylemlerde kalıyor. İşte kentlerimizin durumu ortada. İşte İstanbul’un durumu. Uzmanlar olası bir İstanbul Depremi için uyarıyor ama kimse kent genelindeki gecekonduları yıkmak için bir şey yapmıyor” diye konuştu. Marmara Depreminin ardından Kentsel dönüşüm konusunda yasalar çıktığını hatırlatan Rodoplu, “İşte İzmir’in duruma ortada. Yıllardır kentsel dönüşüm başlanamadı. Denizli’de, Konya’da ve Bursa’da kentleri yenileyen Devlet, İzmir’e gülümsemekle yetiniyor. Fay hattı üzerinde bulunan İzmir’de olası bir depreme hazır mı? Bana herkes bu soruyu soruyor benim yanıtım ise sadece gülümsemek oluyor” diye konuştu.

“Toplum depreme karşı bilgisiz ve ilgisiz”

“Türkiye, 17 Ağustos Depremini her yıl anma etkinlikleri dışında deprem konusunda başka bir çalışma yapmıyor” diyen Rodoplu, “Depremin ardından Devletin yaptığı tek iyi şey kısa adı AFAD olan Afet İşleri Daire Başkanlığını kurmak oldu. Marmara depremindeki karışıklık AFAD’ın kurulmasıyla beraber biraz düzene girdi ama vatandaşlarımız hala deprem gerçeği konusunda bilgisiz. Devlet kurumları Belediye ve Valilik binaları, Hastanelerimiz çürük; bir çoğunun güçlendirilmeye ihtiyacı var. Olası bir deprem durumunda vatandaşların toplanacağı afet alanları, otopark yetersizliği nedeniyle vatandaşlarımız tarafından araçları için kullanılıyor” dedi. “Arama kurtarma konusunda ülkemiz beklenen aşamaya gelemedi” diyen Rodoplu, “Akut gibi önemli arama kurtarma ekiplerinin sayısı arttı ama yeterli değil; mahalle bazında iş bölümü yapıp, arama kurtarma ekipleri kurulup, olası bir deprem öncesi gerekli eğitimlerin verilmesi gerekir” diye konuştu.

postheadericon Acil sağlık hizmetleri şakaya gelmez

2016-07-14-02Sayın Başbakan Binali Yıldırım, geçtiğimiz günlerdeki bir konuşmasında “Acile kız bakmaya gidiliyor!” anlamında sözler söyledi. Sağlık hizmetlerinde yaratılan olumluluk ve hoşnutluğu kendince tanımlamayı amaçladığı anlaşılan bu sözlere gülünüp geçilebilirdi.
Ancak, biraz düşündüğümüzde bu sözler üzerine bir şeyler söyleme gereği duyduk!
Bir sayı vererek başlayalım!
Türkiye’de geçtiğimiz yıl içinde acil servislere yapılan toplam başvuru sayısı 115 milyondur. Bu sayı nüfusumuzun kabaca 1.5 katıdır. Genelde sağlık hizmeti ve özelde acil sağlık hizmetlerinin kalbi durumunda olan acil servisler bizce gülmeceye değil ciddiyete konu olması gereken mekânlardır.
Bizler bu işin içindeki kimseler olarak acil servislere kız bakmaya gelenlere rastlamadık. Ancak, katkı payı kıskacından kurtulurum umuduyla acil servislere başvuran sayısız insanımız olduğunun fazlasıyla farkındayız.
Aile Hekimine, Devlet Hastanesine ya da Üniversite Hastanesine başvurduğunda en düşük 5 TL olmak üzere, 8 ve 12 TL’ye varan katkı payı ödeme zorunluluğuyla yüz yüze olan vatandaşlarımız, bu ücretleri ödememek için Acil Servisleri tercih etmektedir.
Acil Servislere bir yılda 115 milyon hasta başvurusunun önemli bölümünün gerçek anlamda acil olmadığını çok iyi biliyoruz. Ancak, adı üstünde acillerin birincil görevleri olmayan başvurularla oyalanması, vatandaşın sağlıktaki uygulamalar nedeniyle gerekmediği halde acillere başvurmaya zorlanması çok önemli bir sorundur. Sayın Başbakan’ın gülümseten sözleri bu önemli sorunu gündeme getirmesi bakımından yine de yararlı olmuştur düşüncesindeyiz.
Diğer yandan, “acil serviste kız bakmaya gidiliyor” sözleri hem oraya başvuranlar hem de o başvuruyu karşılayanlar bakımından sorunlu ve aşağılayıcıdır. İnsanımız acil servislere acil servisleri ilgilendirmeyen gerekçelerle başvurabilmektedir. Bu doğrudur. Ancak, kız bakma değil paran kadar sağlık anlayışının yarattığı ekonomik yıkımdan kurtulma amaçlıdır bu gereksiz başvurular.
İnsanımızı acil servis gibi ciddi bir alanda izdivaç meraklısı gibi görmek tek sözcükle insanımızı aşağılamak anlamına gelmektedir.Öte yandan, sağlık çalışanlarının hayırlı işlere konu edilen nesneler gibi gösterilmesi de bu kutsal hizmetin göz ardı edilmesi ve pek çoğumuzun aklına gelebilecek ağzımıza alamayacağımız konumlarla özdeşleştirme anlamına gelir ki; hem insanımız hem de sağlık hizmeti veren özverili hekim ve sağlık çalışanlarının bu konuma düşürülmesine sessiz kalmamız düşünülemez.
Acil hasta bakımı, Acil Servislerin yönetimi ciddi işlerdir. Bu gibi konularda şaka yapılmasını uygun bulmadığımızı vurgulamak isteriz. Başbakanlık Makamı’nı da konuyu hafif göstermek yerine, çözüm bulmaya davet ediyoruz.
Sayın Başbakan’ın amacını aşan sözlerini şakayla özdeşleştirmek isteriz.
Yok eğer, sözlerinde ciddiyse gözden geçirmesi ve özür dilemesi kaçınılmaz bir zorunluluktur düşüncesindeyiz.

İZMİR TABİP ODASI HERKES İÇİN ACİL SAĞLIK DERNEĞİ (HİASD)

postheadericon Kalp krizi sevdiklerimizi aramızdan almasın!

Herkes İçin Acil Sağlık Derneği eğitimleri devam ediyor

2016-06-10-04Herkes İçin Acil Sağlık Derneği’nin İzmir halkını bilgilendirdiği 50. toplantının teması yaz aylarıyla beraber artan kalp krizi vakaları oldu. Katılımın yoğun olduğu toplantıda Dernek başkanı Doktor Ülkümen Rodoplu, yaşanabilecek kalp krizleri karşısında yapılacak ilkyardımla ilgili hayati önlemleri anlattı.

“Türkiye’de 2 milyon kalp hastası var”

Son yıllarda yanlış beslenme ve artan strese bağlı olarak kalp rahatsızlıklarının arttığını söyleyen Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Doktor Rodoplu, “Türkiye’de yılda 160 bin vatandaşımızı kalp krizi nedeniyle kaybediyoruz” dedi. Rakamların her yıl doğru orantıda arttığını söyleyen Rodoplu, “Toplum olarak yanlış besleniyoruz. Mutlaka sabah kahvaltımızı yapmalıyız. Fast food denilen bizim kültürümüzde olmayan yağda pişen gıdalardan uzak durmalıyız. Hamur işlerinden kaçmalıyız, tercihimiz sebzeler olmalı” diye konuştu…

“Kalp krizi kader değil”

“Kalp krizi hedef kitle olarak kendisine 40 ila 70 yaş grubunu seçer” diyen Rodoplu, “Yüksek tansiyon, yüksek kolestrol ve şeker kalp krizini tetikleyen en önemli faktörlerdir” diye konuştu. “Sigara kullanımı da yaşanabilecek kalp krizi vaka sayısını arttırmaktadır” diyen Rodoplu, “Mutlaka günde en az yarım saat kalp sağlığımiz için yürüyüş yapmalıyız ve stres’den uzak durmalıyız. En önemlisi kendimizi ve kalbimizi mutlu etmek için mutlaka bir hobi edinmeliyiz” dedi. “Kalp krizi asla kader değil” diyen Rodoplu, “Kalp sağlığımız için herşey bizim elimizde, kalbimize iyi bakarsak o da bizi ve sevdiklerimizi üzmez” diye konuştu.

“Göğüs ağrılarınızı önemseyin…”

Doktor Rodoplu, kalp krizi belirtileriyle ilgili hayati uyarılar yaptı. ” Kalp krizinin en önemli belirtisi göğüs ağrısıdır. En küçük bir göğüs ağrısında bile harekete geçmeliyiz. 30 dakikayı bulan şiddetli göğüs ağrısı, geçirilen kalp krizinin şiddetini gösterir” dedi. Rodoplu,  “Kalp krizini en iyi anlatma yöntemi, toplumda seslendirilen ‘göğsüme sanki deve ayağı basıyor’ benzetmesidir” derken, mutlaka en yakın Acil Servise başvurulması gerektiğinin altını çizdi. Rodoplu, göğüs ağrısıyla birlikte başlayan yanma,  bulantı ve nefes darlığına da dikkat çekti.

“Kalp krizınde ilkyardım çok önemli”

“Kalp krizi vakalarında zamanında yapılan ilkyardım cok önemli” diyen Rodoplu, “Zamanında yapılan kontroller kalp krizinin yaşanmasını büyük ölçüde engeller” diye konuştu. Eğer hasta bunu yapmadıysa en küçük bir göğüs ağrısında en yakın Acil Servis’e başvurmalı” uyarısında bulundu. Rodoplu, “Eğer yanımızda bir vatandaş kalp krizi geçiriyorsa önce yanına yaklaşıp hava yolunu açmalıyız. Bilgimiz varsa göğüs masajı yapmalıyız. Ama bilmiyorsak yanlış tekniklerle hastanın göğüs kafesine zarar verebiliriz” uyarısında bulundu. “Hemen 112 acil ambulans servisini aramamız lazım” diyen Rodoplu, “Tüm bunları yaparken kalp krizi geçiren hastayı mutlaka sakinleştirmeliyiz” dedi.

postheadericon Yaz aylarında görülen acil durumlar ve ilk yardım

HIASD_07062016

postheadericon Afet Ve Acil Tıp Kongresi sona erdi

2016-05-15-99Uluslararası Afet Ve Acil Tıp Kongresi sonuç bildirisi açıklandı

Soma maden kazasında yitirdiklerimizi anarak başladı, şehitlerimizi anarak bitti

13-15 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen Uluslararası Afet ve Acil Tıp Kongresi 13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da maden kazasında yaşamını yitiren 301 madenciyi anarak başladı. Kongre 15 Mayıs günü de Güneydoğuda şehit olan askerlerimizi anarak ve onlara ithaf edilerek kapandı.

Kongre Başkanı Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, Türkiye’de ilk kez düzenlenen Uluslararası Afet ve Acil Tıp Kongresi’nde afetleri, afetlerin insanlar, çevre üzerine etkilerini ve bu etkilere karşı neler yapılabileceğinin ele alındığını söyledi.

Doktor Rodoplu şöyle devam etti: “Ülkemizde ilk defa bu kapsamda bir kongre düzenledik. Kongre’nin tarihi saptanırken 13 Mayıs 2014 tarihinde ülkemizin yaşadığı en büyük afetlerden birinde can veren madencilerimizin anısını yaşatmak amacıyla bugünü seçtik. Kongre düzenleme amacımız, afetlerde görev alan tüm kurumları, meslekleri, insanları bir araya getirmekti. Bunu da başardık. Ülkemizde ilk defa yapılan Afet Tıbbı Kongresine 26 farklı ilden 200’ü aşkın afet çalışanı katıldı.

Maden kazaları bir daha olmasın

Herkes İçin Acil Sağlık Derneği tarafından düzenlenen, TC Sağlık Bakanlığı, AFAD, Kızılay, Belediyeler, Avrupa Acil Tıp Birliği, Üniversiteler ve Acil Tıp Uzmanları Derneği tarafından desteklenen Kongrede, deprem, sel, hortum, toprak kayması gibi doğal afetlerin yanı sıra terör saldırıları, kazalar, savaşlar, göçler, maden kazaları gibi insan eliyle gerçekleşen afetler ele alındı. Toplam 150 bildirinin sunulduğu Kongre’de 57 konuşmacı görev aldı.

Doktor Rodoplu, “Afetlerin yaşantımızı nasıl etkilediğini biliyoruz. Dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan afetler ve etkileri üzerine deneyimlerimiz var. Bu deneyimleri paylaştığımızda afetlerle daha kolay baş edebiliriz. Maden kazalarının bir daha yaşanmaması, terör saldırılarının hiç olmaması, savaşların can almaması için bu afetlere hazır olduğumuzu, tüm kurumların en yüksek sesle dile getirmesi gerekir. Kongreyi düzenleme amacımız tam da budur.” dedi.

Bir sonraki kongre İzmir’de

Kongreye ilginin beklenenin üstünde olduğunu dile getiren Rodoplu, “Seneye İzmir’deyiz. Afet Tıbbı Kongresi’ni bu yıl Ankara’da düzenledik. AFAD, Sağlık Bakanlığı ve Kızılay tarafından desteklenen Afet ve Acil Tıp Kongresi’ne katılan tüm bilim insanları, afet çalışanları bu kongrenin devamının gelmesini istedi. Önümüzdeki yıl İzmir’de düzenlemeyi düşünüyoruz. Şimdiden çalışmalara başlayacağız” dedi. 


Kongre sonuç bildirisi

Değerli katılımcılar,

İki yıldır düzenleme çalışmaları süren bu kongrede, afetleri, afetlerin insanlar ve çevremiz üzerindeki etkilerini ve bu etkilere karşı neler yapabileceğimizi ele almayı hedefledik.

Afetler, ister doğal, isterse insan eliyle gerçekleşmiş olsun, yüzyıllar boyunca insanların yaşamını etki altına almıştır.

El ele vererek afet hasarlarını en aza indirebiliriz. Tecrübelerimizi paylaşarak, afetlerle
daha kolay baş edebilir ve afetlerin bizi yok etmesini engelleyebiliriz.
Bizler bu toplantıyı düzenleyerek afetleri, afetlerin insanlar ve çevremiz üzerindeki etkilerini ve bu etkilere karşı neler yapabileceğimizi ele almayı hedefledik.

Terör ve göç, terör sonrasında hastanelerin hazırlığı, yaralılara ilk müdahale, psikolojik destek, göç ve sağlık sorunları, göç ve güvenlik, toplu yaralanmalardan sonra ilk müdahale, depreme hazırlık, afetlere hazırlık eğitimleri Uluslararası Afet ve Acil Tıp Kongremizin ana temalarıydı. Düzenlediğimiz panellerde afetlere hazırlık konularında gelecekte bizleri nelerin beklediği konusunu masaya yatırdık.

Tüm bu önemli konular acil tıbbın ve afet tıbbının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu tür kazalar ve afetlerle baş edebilmenin en iyi yolu hastane afet planlarının güncellenmesi ve düzenli aralıklarla tatbikat yapılmasıdır.

Toplumun güç ve kaynaklarını harekete geçirerek, her koşulda, her yerde ve her zaman insan sağlığını korumak ve toplumun afetlerle mücadele kapasitesinin geliştirilmesini desteklemek temel amacımızdır. Bu doğrutulda, kurumların, kurum çalışanlarının sivil savunma ve ilkyardım konusunda bilgilendirilmesi ve gerekli eğitimlerin verilmesi birincil öncelliğimiz olmalıdır.



Kongre sunum dosyaları için tıklayınız

postheadericon HİASD yöneticilerinden İzmir Tabip Odası’na ziyaret

2016-05-10-01Herkes İçin Acil Sağlık Derneği (HİASD) Yönetim Kurulu üyeleri Dr. Ahmet Çağdaş Acara, Nergiz Bengü ve Hüseyin Erciyas ile HİASD Kurucu Başkanı Dr. Ülkümen Rodoplu, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu’nu ziyaret etti. HİASD heyeti, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fehmi Akçiçek, Dr. Ceyhun Balcı, Op. Dr. Ruşen Aydın, Dr. İlgül Bilgin Zeren, Prof. Dr. Leyla İyilikçi Karaoğlan ile bir araya geldi. 16 – 17 Nisan 2016 günlerinde gerçekleşen genel kurul süreci sonucunda iş başına gelen İzmir Tabip Odası yöneticilerini seçilmelerinden dolayı kutlayan HİASD üyeleri görevlerinde başarılar diledi. HİASD üyelerinin ziyaretinden memnunluk duyduğunu belirten İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fehmi Akçiçek, yakından izledikleri HİASD ile etkinliklerde işbirliği yapabileceklerini söyledi.

postheadericon Mayıs konferansı: Uyuşturucu madde ve bonzai

03052016-bonzai

postheadericon Çocuklarımıza terörü nasıl anlatalım?

HIASD_LOGO200Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, terörü, bombalamayı, savaşı, ölümü, yaralanmayı, afetleri çocuklarımıza doğru anlatmamızın geleceğimiz için çok önemli olduğunu söyledi.

Son aylarda terör saldırıları nedeniyle gündemin birinci sırasına oturan güvenlik sorunu, Herkes İçin Acil Sağlık Derneği’ni harekete geçirdi. Acil Tıp ve Afet Tıbbının en önemli konusunun terör olduğunu, derneğin de ana amacının teröre karşı halkı fiziksel ve ruhsal olarak ayakta tutmak olduğunu anlatan Doktor Rodoplu şöyle söyledi: “Teröre alışılmaz. Terörle yaşamaya alışılmaz. Terörle yaşamaya alışalım demek, teröre boyun eğiyoruz demektir. Teröre rağmen, teröriste rağmen yaşamayı öğrenmeli ve evlatlarımıza öğretmeliyiz”.

Çocuklara doğru bilgiyi kısa ve öz anlatmalıyız

Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, terörün ve savaşların gölgesinde doğan, büyüyen çocukların böyle bir ortamda bir çok soru sormasının olağan olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Çocuklara sorduğu soru kadar bilgi vermemiz çok önemlidir. İyi niyetle yapılmış ayrıntılı açıklamalar, çocuğun kafasını karıştırmaktan başka işe yaramaz. Sorulan bütün soruları dürüstçe cevaplamalı ve kısa, öz olacak şekilde ne olduğu, nasıl olduğu anlatılmalıdır. Örneğin,“- Ankara’da büyük bir patlama oldu. Patlamanın şiddetinden pek çok insan zarar gördü. Aralarında ölenler oldu.” şeklinde kısa ve açık bir dil kullanmalıyız.

Çocuklarımızın terör ve diğer afetleri kontrolümüz dışındaki kitle iletişim araçlarından öğrenmesinin, bu alanda kullanılan dil ve yorumlar nedeniyle uygun olmayabileceğini anımsatan Doktor Rodoplu şunları ekledi: “Onların endişelenmemesi için olayın boyutlarını küçültmek, samimiyetimizin sorgulamasına neden olur. Yaşadığımız terör, büyük bir olaydır ve çocuklarımız da bunu bilmektedir. Sakladığımızı anlamaları, güven sorunu yaratabilir. Tüm aile bireylerinin, akrabaların, öğretmenlerin ve sınıf arkadaşlarının güvenliği için gereken her önlemin alındığını anlatmak gerekmektedir.”

Çocukların sezgileri güçlüdür; dürüst olun

Ailelere seslenen ve “Korkuyorsanız korkunuzu, üzgünseniz üzüntünüzü çocuğunuzla paylaşın. Çocukların bilgi seviyeleri sınırlı olsa da sezgileri güçlüdür. Sizin dürüst davranıp davranmadığınızı anlarlar” diyen Doktor Rodoplu sözlerini şöyle tamamladı:.”Korkmanın, üzülmenin doğal olduğunu öğrenmesine; anne babasının da zaman zaman böyle hissedebildiğini görmesine izin vermeliyiz. Çocuklarımız tanıdık olmadığı olayları anne babaları gibi yaşar. Patlayan bomba, ölen ve yaralananlar küçük bir çocuğa çok şey ifade etmez. Anne, babasına bakar. Onlar sakinse, durum kontrol altında demektir. Anne ve baba olayları soğukkanlı izler ve korkusuzca göğüsleyebilirse, çocuklarımız da konuyu sağlıklı karşılayacaktır. Terör saldırılarından sonra, günlük yaşamda yaptıklarımızı bozmamaya çalışmalıyız. Ders, kurs, antrenman, akraba ziyaretleri, nasıl gidiyorsa, terör saldırılarından sonra da aynı şekilde ve saat diliminde devam etmelidir. Çocuklarımız ancak o zaman işlerin yolunda olduğuna inanabilir.”

postheadericon Afet ve Acil Tıp Kongresi – 2016

2016-Kongre-Banner